↑ Ekonomi Analizi: Göstergeleri Doğru Okumak une section du guide
Phillips Eğrisi: Teori Gerçeğe Çarpınca
1958'de Yeni Zelandalı iktisatçı A. W. Phillips, İngiltere'nin yaklaşık yüz yıllık ücret ve işsizlik verisine eğildi ve dikkat çekici bir düzen yakaladı: işsizlik düştükçe ücretler hızla artıyor, işsizlik yükseldikçe ücret artışı yavaşlıyordu. Sanki iki değişken bir tahterevallinin iki ucuna oturmuştu.
Bu gözlem kısa sürede iktisat politikasının altın kuralına dönüştü. Hükümetler artık bir tercih yaptıklarına inanıyordu: biraz daha enflasyona razı ol, karşılığında daha az işsizlik al. Derken 1970'ler geldi ve o düzgün ilişki elde patladı.
Phillips ne bulmuştu?
Phillips'in orijinal makalesi aslında ücretlere dairdi, enflasyona değil. Ama mantık çabucak genelleştirildi: ekonomi ısındığında işçi bulmak zorlaşır, ücretler artar, fiyatlar yükselir. Yani düşük işsizlik ile yüksek enflasyon yan yana yürür.
1960'larda Paul Samuelson ile Robert Solow bu ilişkiyi politika diline tercüme etti. Onlara göre eğri bir tür "menü" sunuyordu: yöneticiler talep yaratıp işsizliği düşürebilir, bedeli de biraz fazla enflasyon olurdu. Tahterevallinin neresine oturulacağı artık siyasi bir seçimdi.
Fikir dönemin ders kitaplarına girdi, merkez bankalarının diline yerleşti. İşsizlikle uğraşmak isteyen hükümetin elinde net bir kaldıraç vardı. Mantık o kadar sağlam görünüyordu ki eğrinin bir gün ihanet edebileceği kimsenin aklına gelmedi. Tahterevalli sonsuza dek aynı ritimde sallanacak sanılıyordu. Oysa altındaki zemin çoktan kaymaya başlamıştı.
1970'ler: eğri kırılıyor
Teori kâğıt üstünde tertemizdi. Gerçek hayatın umurunda değildi. 1970'lerde petrol şokları patladı, fiyatlar fırladı; ama işsizlik de aynı anda yükseldi. Yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik kol kolaydı. Buna "stagflasyon" dendi. Phillips eğrisinin olamaz dediği durum tam da yaşanıyordu.
Politika yapıcılar şaşkındı. Eskiden işe yarayan reçete, işsizliği düşürmek için biraz enflasyona göz yummak, artık iki kötülüğü birden besliyordu. Eğriye güvenip alınan kararlar yarayı derinleştirdi; enflasyon beklentileri çığ gibi büyüdü.
İşin ironisi, bu çöküşü önceden görenler vardı. Milton Friedman 1968'de, Edmund Phelps de aynı dönemde, eğrinin uzun vadede tutmayacağını söylemişti. Gerekçe yalındı: insanlar enflasyonu öğrenir.
Beklentiler oyunu bozar
Friedman ile Phelps'in denkleme eklediği parça beklentilerdi. İşçiler bir kez yüksek enflasyona alıştı mı, ücret pazarlığında bunu peşinen masaya koyar. Hükümet enflasyon yaratıp işsizliği geçici olarak düşürebilir; ama herkes oyunu çözünce işsizlik eski yerine döner, geriye yalnızca enflasyon kalır. Kazanç bir kerelik ve sahte; maliyet ise kalıcıdır.
Bu akıl yürütme, "uzun dönem Phillips eğrisi dikeydir" sonucuna çıkar. Yani uzun vadede enflasyonla işsizlik arasında kalıcı bir takas yoktur. İstediğiniz kadar para basın; işsizliği doğal seviyesinin altına trampa edemezsiniz, yalnızca fiyatları yukarı itersiniz.
Yatay eksen işsizlik oranıdır. Eğriler illüstratiftir; gerçek veri değildir. Kısa dönemde aşağı eğimli ilişki, uzun dönemde doğal işsizlik etrafında dikeye yaklaşan davranışı kavramsal olarak gösterir.
Temsili — kavramsal
Türkiye'de işliyor mu?
Türkiye, Phillips eğrisinin sınırlarını sınamak için adeta bir laboratuvar. Uzun yıllar enflasyon yüksek seyretti; kimi dönem işsizlik düşerken, kimi dönem enflasyonla işsizlik birlikte tırmandı. Düzgün, öngörülebilir bir tahterevalli pek ortaya çıkmadı.
Yüksek ve oynak enflasyonun hüküm sürdüğü ekonomilerde beklentiler çabuk bozulur. Friedman'ın işaret ettiği durum tam da bu: enflasyona alışmış bir toplumda eğri yataylaşır, hatta anlamını yitirir. Türkiye verisi de kısa dönem ilişkisinin ara ara belirdiğini, ama kalıcı bir takas vaadinin gerçekçi olmadığını düşündürür.
Üstelik işsizlik rakamının kendisi de pürüzlü. Kayıt dışı istihdamın yaygın, işgücüne katılımın oynak olduğu bir ekonomide resmi işsizlik oranı, işgücü piyasasının gerçek gerginliğini her zaman yansıtmaz. Bu da eğriyi okumayı bir kat daha zorlaştırır.
Bugün eğriden ne kaldı?
Phillips eğrisi tarihe karışmadı; ama o iddialı eski hâliyle de ayakta değil. Çoğu merkez bankası onu "enflasyon = beklentiler + işsizlik açığı + şoklar" gibi daha kalabalık bir denkleme yerleştirdi. İlişki hâlâ var; ama zayıf, değişken ve beklentilerin insafına kalmış durumda. Son yıllarda gelişmiş ekonomilerde işsizlik düşerken enflasyonun beklendiği kadar artmaması, iktisatçılara eğrinin "yataylaştığını" düşündürdü. Eğri kâh kayboluyor kâh geri dönüyor; güvenilir bir pusula olmaktan çıkalı çok oldu.
Editör notu: bir teorinin bir dönem mükemmel çalışması, her zaman çalışacağı anlamına gelmez. Phillips eğrisinin asıl dersi, insanların öğrendiği ve davranışını değiştirdiği bir dünyada sabit ekonomik kuralların kırılgan olduğudur.
Questions fréquentes
- Phillips eğrisi nedir?
- Phillips eğrisi, işsizlik ile enflasyon arasında ters yönlü bir ilişki olduğunu öne süren iktisadi modeldir. İşsizlik düştükçe enflasyonun yükseldiğini, işsizlik yükseldikçe enflasyonun yavaşladığını anlatır. A. W. Phillips'in 1958 tarihli çalışmasına dayanır.
- Phillips eğrisi neden eleştirilir?
- 1970'lerdeki stagflasyon döneminde yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik bir arada yaşandı; bu, eğrinin öngördüğü ters ilişkiyle çelişti. Friedman ve Phelps, insanların enflasyon beklentilerini öğrenmesi nedeniyle uzun dönemde böyle bir takasın geçerli olmadığını gösterdi.
- Phillips eğrisi Türkiye'de geçerli mi?
- Türkiye'nin yüksek ve oynak enflasyon geçmişi, işsizlik ile enflasyon arasında düzgün ve kalıcı bir takas görmeyi zorlaştırır. Kısa dönemde ilişkinin izleri zaman zaman belirse de, bozulan beklentiler nedeniyle güvenilir bir politika menüsü sunmaz.